Anasayfa
Talat Paşa’yı Anlamak mı? - Foti Benlisoy (Gelecek Dergisi - Temmuz 2006) PDF Yazdır e-Posta

Solun milliyetçi-ulusalcı  bir dili benimsemesi Gelecek dergisinde defalarca eleştirildi ve siyasete soldan bir müdahalenin gelişmesini engelleyecek bir siyaset algısı olarak tekrar tekrar yerildi. Bu eleştirilere göre, ulusalcı bir dilin benimsenmesi, kapitalist küreselleşme karşısında bir geriye çekilişi, “dış güçler-ulus devlet” karşıtlığına mahkum olmayı ifade ediyordu. Bu eleştiriler polemik hevesinden kaynaklanmıyordu. Kaygı duyulan, sosyalist solun milliyetçi dil ve sembolleri benimsemesinin onu hakim ideolojinin etkisi altına alacağı idi.

TKP çevresinin çıkardığı Komünist gazetesinin 260. sayısında yayınlanan “Günümüz Koşullarında Talat Paşa’yı Anlamak” başlıklı yazı, bu kaygıların maalesef hiç de haksız olmadığını ortaya koyuyor. Yazı, araştırmacı Tevfik Çavdar’a ait. Dolayısıyla yazının TKP’nin meseleye dair “resmi” pozisyonunu ifade etmediği pekala söylenebilir.

Devamını oku...
 
Kapitalist Krizin Çağında: “Bu gerçekten sadece bir başlangıç“ - Daniel Bensaïd PDF Yazdır e-Posta

 

Kapitalizm mi dediniz? “İnsanların artık ona inanmamaları anlaşılabilir bir şey”, bizzat Tony Blair böyle itiraf ediyor [1]. İnanılmaz olana inanmaya son verildiğinde, toplumsal bir krize bir de ideolojik ve ahlaki bir meşruiyet krizi ekleniyor. Bu da sonuçta siyasi düzeni sarsıyor. Yaşanan kriz, şimdiki zamanın krizi Asya piyasaları  krizine ya da internet balonu krizine eklenecek bir başka kriz değil.

İman Krizi

Bu değer yasasının – ekonomik, toplumsal, ekolojik – tarihsel bir krizi, ölçünün ve ölçüsüzlüğün krizi. Her şeyin soyut emek zamanıyla ölçülmesi, Marx’ın 1857 Elyazmaları’nda ilan etmiş olduğu gibi toplumsal ilişkilerin “sefil” bir ölçüsü haline gelmiş durumda. İklim değişikliği ekonomisi üzerine 2006 tarihli bir raporun yazarı Nicholas Stern şu saptamada bulunuyor: “Biri iktisadi diğeri gezegen ölçeğinde iki krizin ortak bir yanı var. Her ikisi de, işleyişinin yarattığı riskleri değerleyemeyen, bunun, sağladığı hemen-şimdi kazancın fevkinde bir yıkıma yol açabileceğini hesaba katmayan ve oyuncuların karşılıklı-bağımlılığını küçümseyen bir sistemin sonucu.” [2] Kâr yarışının – “hemen-şimdi kazancın” – mantığı gerçekten de uzağı göremez. Ve “yolundan şaşmayan rekabet” sistemik “karşılıklı-bağımlılığa” kördür.

Devamını oku...
 
Lokomotifin Önündeki Kurdele: İstanbul 2010 - Fırat Genç PDF Yazdır e-Posta

 

Haliç semalarını  ışığa boğan milyonlarca liralık havai fişek gösterisi gözlerden kaçmamıştır; İstanbul, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti. Kentin muktedirlerinin parıldayan gözlerinden anladığımız o ki, bu eski şehir hak ettiği günlerine geri dönmekte, görkemli mazisinin suretinde geleceğini kutlamakta.

Bu şehre sevgisini ezelden bildiğimiz başbakanımızın ve takipçilerinin her fırsatta hayırla vurguladıkları gibi, İstanbul topyekûn bir değişim yaşamakta. Değişim dediğimiz bu lokomotif 12 Eylül’ü izleyen karanlık yıllarda yola çıkmıştı aslında. Darbecilerin gözetiminde yeni tasarımına kavuşturulan metropoliten yönetimin ilk şefi Bedrettin Dalan, Haliç’in sularını gözlerinin rengine boyarken, kentin bu en eski sanayi havzasının etrafındaki korunaksız gecekondu nüfusunu yeni ikametgâhlarına doğru sürüyordu.

Devamını oku...
 
Marksist ve Feminist Bir Bakış : Cinsiyet ve sınıf - Özlem Onaran PDF Yazdır e-Posta

İnsanları sınıflara bölen sömürü sistemini bütünlüklü bir biçimde açıklamak için insanların bir kısmını ırklarına ve cinsiyetlerine göre eşitsiz, baskıcı, sömürücü ilişkilere mahkûm eden ırkçılığı ve erkek egemenliğini de anlamak zorundayız. Bu, sınıf analizine cinsiyet analizini ekleme veya bunların neden kesiştiğini gösterme meselesi değil; cinsiyet kavramını kullanarak sınıfı daha derin, daha tarihsel ve daha kapsamlı bir biçimde açıklamak ve dolayısıyla da cinsiyetçiliği de bütünsel bir sistem içinde yerli yerine oturtma çabası.

Devamını oku...
 
Türkiye’de Feminist Hareketin Son Çeyreği Üzerine PDF Yazdır e-Posta

Ecehan Balta - Özlem Barın - Fevziye Sayılan
FEVZİYE: Feminizm açısından halihazırda –küresel ölçekte- çok büyük bir işleyiş var. Türkiye’de de, baktığınız zaman geçmişte feminist kadınların sayısı iki elin parmağı kadardı, bir zamanlar on yirmi kişi iken şimdi bu işle ilgilenen Türkiye çapında bir kadın ağı var; yönetimlerde kota diyor, şiddet diyor. Bunlar birbirlerine bağlı ama hiçbiri hareket değil bence artık. Önüne bir iş koyan ve bir şeyler yapan merkezleri, devasa küresel bir sektörün aktörleri gibi görüyorum.

ECEHAN: 1990’lı yılların başında Kadın Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kurulduğunda “devletli feminizm” diye bir tanımlama yapmıştık ve bunun kadın hareketini soğuran bir işlev göreceğini öne sürmüştük. Bu bir düzeyde gerçekleşti ama biz de fazlasıyla bu ruh halindeydik. Bir feminist hareket olacaktı ama eylem odaklı hareketler ya da ittifaklar bizim için daha öncelikliydi. Tabii ki biz daha devrimci bir şey tahayyül ediyorduk ama sonuç olarak feministler belirli bir noktada okuma yazma kurslarına takılıp kaldılar. Bunu kötü bir şey olarak gördüğüm için söylemiyorum.

Devamını oku...
 
“Kadınlar Siyasete!” - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

Siyaset, en genel olarak iktidar ilişkilerini konu alan bilim olarak tanımlanabilir. Erkek iktidarı siyasetinin nesnesi olmanın dışında tutulmayı başarabildiyse, bunu yine siyasetteki erkek iktidarına borçludur. Eğer siyasetin nesnesi iktidarsa, iktidar sönümlendiğinde siyaset de sönümlenecek demektir. Ama erkek iktidarı kalacaksa, o zaman siyaset biliminin konusu salt kadın-erkek ilişkileri olarak yeniden tanımlanır.

Tanım olarak, erkek egemenliğini, eril iktidarı incelemeyen, dikkate almayan bir siyaset bilimi de, siyasal yaklaşım da söz konusu olamaz. Feminist siyaset ve hareket, bu farklılıkları da içinde barındıran bir çeşitlilikte literatüre ve hareket tarzına sahiptir. Dolayısıyla siyasal alanda erkek egemenliğine müdahalenin biçimi ve içeriği konusunda hem feministlerin kendi içinde hem de feministlerle diğer düşünce biçimleri arasında bir tartışma olması da doğaldır.

Devamını oku...
 
Feminist bir alternatife doğru PDF Yazdır e-Posta

Bu metin daha sonra Yeni Antikapitalist Parti’nin (NPA) kuruluşunda yer alan IV. Enternasyonal Fransa Seksiyonu Devrimci Komünist Birlik’in (LCR) manifesto taslağının bir bölümüdür.

Feminist olmak erkeklerden nefret etmek değildir; fakat kadınlar için sistematik olarak ayrımcılık, erkekler içinse ayrıcalık doğuran erkek egemenliği üzerine kurulmuş bir sosyal ilişkinin –ki bu ilişki biçiminin kollektif bir mücadeleyle ve özellikle kadınlarınkiyle değiştirilmesi gerekir- varlığının farkında olmaktır.

Devamını oku...
 
Arzu ve İktidar - Ceren Dikmen PDF Yazdır e-Posta

"Kendisine ateşli bir mektup yazan adama "en çok neremi beğeniyorsun?" sorusunu soran zalim kadının hikâyesinde adam "gözlerinizi" yanıtını verince kadın adamı baştan çıkartan gözlerinden birini pakete koyarak yollar." (1)
Yaşamımız tahakküm altında. Gerçeğin yerini bunca imge almışken, imge tek gerçek olmuşken, elimizdeki tek dil bizi çevreleyen, sınırlarına hapseden, nasıl yaşadığımızı belirleyen bu dünyanın diliyken, cinsellik hakkında bir şeyler yazmak zor. Nasıl sevişeceğimiz, nasıl dokunacağımız bile bizim dışımızda ama kuşkusuz bizim de içinde olduğumuz bir süreçle belirleniyor, sonra tüm bu belirlenmişlikler gelip ötekiyle bizim aramıza bir yerlere kuruluyor. Okuduğumuz ve duyduğumuz her şey ideal cinselliğin ancak "yakışıklı ve güzel" bireyler arasında yaşanabileceğini söylerken, biz bu "en iyiyi" yakalama çabasında kendi cinselliğimize yabancılaşıyor, burnumuz büyük gözlerimiz küçük olduğu için neredeyse kendi bedenimizden nefret eder hale geliyoruz.

Devamını oku...
 
Gilbert Achcar ile Söyleşi: Karikatürleri Reddetmek PDF Yazdır e-Posta

Kitabınızın giriş  bölümünde, Arapların Holokost karşısındaki tavırlarına ilişkin sık sık dillendirilen ‘simetrik karikatürlerle mücadele etmek’  için yazdığınızı ifade ediyorsunuz. Bu karikatürler nelerdir?

Bu karikatürler İsrail destekçileri ile Filistin veya Arap yanlıları arasında sürmekte olan propaganda savaşında giderek daha da fazla gündeme gelmeye başladı. Başlangıcı  İsrail yanlılarının, hayli tanınmış bir figür olan ve ‘Kudüs müftüsü’ olarak anılan Emin el-Hüseyni’ye referans vererek Arapların büyük bir çoğunluğunu Nazi destekçisi olarak göstermesidir.

Devamını oku...
 
Kavaf, Homofobi ve Sol - Kemal Ulusoy PDF Yazdır e-Posta

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı  Selma Aliye Kavaf’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı “eşcinsellik tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır” açıklaması  belli kesimlerden büyük tepki görürken belli kesimlerin ya sessiz kalarak ikrarına ya da şiddetli şekilde onamasına dönüştü. Bu Kavaf’ın ilk potu ya da insana ve bedenine meta olarak baktığının ilk resmi değil elbet. Bu açıklama, memleketteki, muhafazakâr neoliberal demokrat kesim diye adlandırılan güruhun genel zihniyeti.

Devamını oku...
 
1968 Kadınları: Hareketin ayak sesleri - Jacqueline Heinen PDF Yazdır e-Posta

Öğrenci ayaklanmasının Fransa’daki genel grevi ateşleyici rolü herkesin malumu. Bu, aynı dönemin Alman veya Amerikan öğrenci hareketleriyle karşılaştırılabilir türden toplumsal bir harekete dönüşme fırsatını bulabilmiş bir ayaklanma değildi kuşkusuz. Buna karşılık, Berlin veya Berkeley’de baş vermiş ve savaş karşıtı hareketin en güçlü olduğu günlerde otorite karşıtı sloganların çoğunu da kendine şiar edinmişti. Kapitalist eğitimin kâr güdümlülüğü, medyanın yoğun propaganda bombardımanıyla beyin yıkamadaki rolü, tüketim kültürü, savurganlık, hiyerarşi ve antiemperyalizm, 60’lı yılların sonunda tüm kapitalist ülkelerdeki öğrenci ayaklanmalarının ana temalarıydı ve eylemlerinin temel saldırı hedeflerini oluşturuyordu.

Devamını oku...
 
Özgürlükçü Sosyalizm Neden Feministtir? - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

ÖDP, Mart 2005'te Program ve Tüzük Konferansı'nı yapacak. Konferans'a giderken kadınlarla ilgili gerek program gerekse tüzük maddeleri önemli bir gündem halini aldı. Ancak bu gündemin olumlu ve parti içindeki kadınların konumunu ilerletici bir noktadan tartışıldığını ileri sürmek ne yazık ki pek mümkün değil. Daha ziyade, kadınların kadın hareketi olarak parti içinde gittikçe güçsüzleşmesi, kadınların kazanılmış haklarının en azından tartışmaya açılmasını beraberinde getirdi. IV. Olağan Büyük Kongre Sonuç Bildirgesi'nde yer alan “Özgürlükçü Sosyalizm Feministtir” başlığı da kongre salonunda büyük bir coşkuyla alkışlanırken program tartışmaları esnasında parti salonlarında en çok sorgulanan cümlelerden biri de yine bu oldu. Belli ki, ÖDP üyeleri halihazırdaki programda yer alan “cinsiyetçi olmayan bir sosyalizm” tarifini feministlerin partide bulunuşu ile açıklıyorlar, kendi kimliklerinin bir parçası olarak görmüyorlardı. “Çatı partisi” ya da “toplumsal hareketler arasında bir ittifak partisi” olarak ÖDP çözüldüğüne göre, “daha homojen bir kimlik” ihtiyacının sonucu olarak açığa çıkan “özgürlükçü sosyalizm” tanımlamasının/fikriyatının feminizmi de içermesine gerek yoktu. Eklenmiş bir kimlik olarak feminizm, muhatapları da olmadığına ya da eskisi kadar güçlü olmadığına, parti de artık ittifak partisi olmadığına göre programda yer almayabilirdi[1].

Devamını oku...
 
Feminizmi Güncelleştirmek - Özlem Onaran PDF Yazdır e-Posta

Feministler açısından kadın hareketiyle kadın kurtuluş hareketini birbirinden ayıran çok temel bir fark vardır. Kadın kurtuluş hareketleri kadınlar üzerindeki baskı ve şiddete karşı kadınların öznesi olduğu bir mücadelenin örgütlenmesinden doğar. Kadın hareketi ise illa da cinsel kimlikle ilgili bir başkaldırı üzerine oluşmaz. Genel toplumsal sorunlar etrafında sadece kadınlar olarak bir hareket yaratılması, özellikle anti-emperyalist, anti-faşist, savaş karşıtı mücadeleler, köylü hareketleri, ulusal kurtuluş hareketleri, hayat pahalılığına karşı eylemler vb. etrafında oluşan klasik "kadın hareketi" örnekleridir.
Kadın hareketlerinde kadınlar aslında kadın kurtuluş hareketinin, yani feminist hareketin tam da isyan ettiği geleneksel kadın rolünü üstlenerek başkaldırır. Ama diğer yandan da paradoksal bir şekilde susan, evde oturan ya da fabrikada suskunluk içinde çalışan kadınlar bu hareketlerle yaşamın öznesi olmaya soyunmuşlardır.
Örneğin Meksika'nın köylü kadınları işlerini kolaylaştırmak üzere köyün merkezine bir buğday değirmeni yapılması için veya su sağlanması için mücadele ederken ve üstelik başarılı da olurken niçin mutfağın baş sorumlusu olmak zorunda olduklarını sormuyorlardı. Ama diğer yandan bir kez sokağa çıkan ve isyan eden kadınlar bir daha eski munis eş, anne veya kardeşe kolay kolay benzeyemezdi. Meksika'lı feministler, ülkelerinde feminist hareketin güçlenmesinde bu paradoksu kavrayıp, feminist anlamda devrimcileştirebilmelerinin çok önemli olduğunu anlatıyorlar.

Devamını oku...
 
Militarizm ve Cinsiyetçilik - Fevziye Sayılan PDF Yazdır e-Posta

Kadınların gündelik yaşamda ve savaşta tecavüze uğradığını biliyoruz. Her iki durumda da bunu yapanlar erkekler olduğu için aralarında karşılıklı bir ilişki olmalı. Sıradan, herhangi bir erkeği cephede tecavüzcüye dönüştüren şey sırtındaki üniforma ve elindeki silahın yanı sıra, cephe öncesinde hangi süreçlerde kuruluyor? Karşımızda asker gibi davranan bir erkek mi yoksa erkek gibi davranan bir erkek mi var? Bu soruları yanıtlamaya çalışırken militarizm karşımıza kilit bir kavram olarak çıkıyor. Çünkü bu kavram aracılığıyla kurumlaşmış baskı ve şiddetin, erkeklik normunun ve değerlerinin oluşumundaki rolünü görüyoruz. Daha genel bir anlamda ise, bütün bir toplumu zapturapt altına alma ve savaş gibi açık şiddet ve imha politikalarının cinsiyetçi dinamiğini görüyoruz.

Devamını oku...
 
İçimizdeki sınırlar, dışımızdakiler… - Ecehan balta PDF Yazdır e-Posta

 

Yaşam süremin nerdeyse yarısı kadar zaman önce feminist olmuşum. Feminist olmak, “okuduklarımdan öğrendiğim bir şeyler” olmanın  ötesinde, okuduklarımın hayatımı anlamamı kolaylaştırması  ile ilgili idi daha çok. Başka kadınlarla bu deneyimleri paylaştıkça, bu anlama mücadelesi ister istemez dönüştürme mücadelesi ile de iç içe geçti. Genelleştirmiş oluyorum ama; feminizm en azından benim kuşağımdaki pek çok kadın için, kendinden başlayan ve kişisel olandan genele uzanan bir mücadele biçim oldu. Sosyalizm ise, yine bizim için genellikle tersten işleyen, genelden başlayan ve kendimize uzanan bir mücadele biçimi. Yani, önce işçi sınıfını “duyarız”, kendimizi “onun için” mücadele ediyor sanırız; sonra bir bakarız ki ne sosyalizm mücadelesi işçi sınıfından ibarettir, ne de tamamen bizim dışımızdadır.

 

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Paylaş

AddThis Social Bookmark Button

YENİYOL Son Sayı

Avrupa Sosyal Forumu Gazetesi

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


 

Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

 

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." -  Jean-Marie Vincent 

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."

Kimler Sitede

Şu anda 14 konuk çevrimiçi