Makaleler
| Kürt savaşı sürerken anayasa çelik çomağı - Masis Kürkçügil |
|
|
|
|
Demokratik bir anayasa öncelikle oluşum itibarıyla geniş halk kitlelerinin yalnızca referandum oylamasıyla katılacakları bir süreci değil, geniş çaplı, aşağıdan, üç beş güne sığdırılamayacak, kapsamlı bir tartışmayı da gerektirmektedir. Yurttaş, pazarlık konusu yapılamayacak olan demokratik ve toplumsal haklarını anayasada güvence altına alındığını talep edebilme imkânına sahip olmalıdır. Bunun yolu da bu tartışmaları, barajların olmadığı bir seçimle oluşturulacak bir Kurucu Meclis aracılığıyla yürütmektir. Öte taraftan ‘açılım’ın Kürt siyasi hareketinin tasfiyesi anlamına geldiğinin anlaşılmasıyla yeniden başlayan çatışmalar, referandum tartışmalarının ne kadar anlamsız olduğunu ifşa ediyor. Türkiye’de otoriter rejimin nimetlerinden nasiplenmeye son verecek bir anayasa değişikliği yapmaya niyetli bir parti yoktur. AKP %10 barajını istikrar adına savunurken seçmenin oyuna verdiği “demokratik” değeri göstermektedir. Temel toplumsal ve demokratik haklarını cellatlarıyla pazarlık konusu yapmaya niyetli olmayanlar, yurttaş haklarını güvcenceye alan bir anayasa mücadelesini yürütenler, “hayır”la, “istemezük”le sınırlı olmayan bir tarzda bu felaketten kurtulmanın yolunu da gösterecek bir ortak kampanya düzenlemek zorundadırlar. |
Yazın Yayıncılık'dan
Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." - Jean-Marie Vincent

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."






Höykürmelere aldanmamalı; ortada 12 Eylül Anayasası’nı tarihin çöplüğüne gönderecek bir “referandum” yok. Anayasa değişikliği diye gösterilen hususlar ise esasa, yani en azından yurttaşın haklarını açıkça yaptırımlarla güvenceye alan birtakım değişikliklere ilişkin olmayıp yürütme ve yargı arasındaki pazarlıklarla sınırlıdır. Zaten daha Ocak 2010’da AKP kurmayları, Anayasa çalışması yok dediklerinde Başbakan da “madde sayısı az olan bir anayasa değişikliği olabilir” demişti. 12 Eylül Anayasası az-biraz değiştirilerek “demokratikleştirilemez”.

