Anasayfa İşçi Hareketi
İşçi Hareketi
TEKEL, DİRENİŞ, SENDİKA - Deniz Ortak PDF Yazdır e-Posta

Türk-İş Tek Gıda İş üyesi Tekel işçileri, 78 gün Ankara’da Türk-İş’in önünde, Tekel’in özelleştirilmesinden ve işyerlerinin kapanmasından sonra kadrolarının başka işyerlerine kaydırılması talebiyle ve adına 4/C denen güvencesiz çalışma koşullarından korunmak için gerçekleştirdikleri eylemler ve direniş geçtiğimiz dönemde bir hayli tartışıldı. Bu direnişin son yıllarda yaşanan “bildiğimiz” eylemlerden farkı ve onu değerli kılan unsur, yukarıdan aşağıya bir çağrı ile değil, aşağıdan yukarıya örgütlenmiş olmasıydı.

Devamını oku...
 
1 Mayıs'ın Kökenleri Nedir? - Rosa Luxemburg PDF Yazdır e-Posta

Bir proleter bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu. Avustralyalı işçiler, 1856'da, sekiz saatlik işgünü lehinde gösteriler yaparak, toplantılar ve eğlenceler düzenleyerek, hep birlikte bir günlük iş bırakmaya karar verdiler. Bu kutlamanın yapılacağı gün olarak da 21 Nisan tarihi saptandı. Avustralyalı işçiler bu kararı, yalnızca 1856'da uygulamaya niyetlenmişlerdi. Ama bu ilk kutlamanın Avustralyalı proleter kitleler üzerinde çok büyük etkisi oldu, onları canlandırıp yeni bir heyecana yol açtı ve bu kutlamanın her yıl tekrarlanmasına karar verildi.

Devamını oku...
 
İşsiz Örgütlenmesi: Deneyim, Olanak Ve Sorunlar - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

Kapitalizm temel olarak, kârını maksimize etmek için yedek işgücü ordusuna ihtiyaç duyar. Ancak kapitalizmin çeşitli birikim modellerinde istihdam stratejileri de değişir. Örneğin Fordist birikim modeli aşırı üretim krizinin arkasından tüketimi artırmak üzerine kurulu bir model olduğu için daha fazla işçinin istihdam edilmesine ve göreli ücret yüksekliğine bağımlı idi. Oysa küresel kapitalizmin içinden geçtiğimiz dönemi, büyük ölçüde istihdamsız büyüme ile karakterizedir. İstihdamsız büyüme, istihdamın artması ile değil, işgücünün verimliliğinin artırılması ile gündeme gelen bir büyüme tipidir. Özellikle kısa dönemli dalgalanmaların yol açtığı krizlere karşı işletmelerin dayanıklılığını artırması istihdam genişlemesine izin vermediği için, bu büyüme tipi ile tüm dünyada işgücü dışında kalan insan oranı ve sayısı artıyor. Peki bu kesimler ne tip bir özne oluşturuyor?  

Devamını oku...
 
Şeker- Tekel- Dereler, Kâr Değil Toplumsal Yarar - Ecehan Balta PDF Yazdır e-Posta

Toplumsal zenginliğimiz parça parça satılıyor. Tekelimiz, şekerimiz, çayımız, ormanlarımız, elektriğimiz, suyumuz, ulaşım araçlarımız, derelerimiz… Birlikte ürettiğimiz ne varsa parça parça şirketlere peşkeş çekiliyor. Sonra da utanmadan, bu milletin parasını kimseye yedirmem diyorlar. Tekel’i BAT’a niye yediriyorsun o zaman? O zaman şekeri Cargill’e niye yediriyorsun? GDO’lu şekeri halkına niye yedireceksin? Derelerimizi kimlere verdin? Ormanları kimlere satıyorsun? İşte diyoruz; evet, bu halkın parası, ortak değeri, toplumsal zenginliği; yani benim... Ben, onu sermayeye yedirmeyeceğim, yedirmene de izin vermeyeceğim.

Devamını oku...
 
TEKEL, 4-C, 4-B, Hukuki Mücadele mi? Sınıf Savaşı mı? - Kemal Ulusoy PDF Yazdır e-Posta

Bu yazının yazıldığı  dakikalarda TEKEL işçilerinin Ankara sokaklarında geçirdiği 44. gün bitmek üzere. Hükümete tanınan süre dolmuş durumda. İşçi ve memur konfederasyonları ise 28 Ocak’ta başbakan ile yapılacak olan görüşmede sonuç alınamazsa 3 Şubat gününü iş bırakmak için belirlemiş bulunuyor.

Türk-İş’e bağlı  Tek-Gıda-İş Sendikası üyesi TEKEL işçilerine işyerlerinin kapısına kilit vurulması gerektiği söyleniyor. Hükümet TEKEL’i tütün ve alkol piyasasını özelleştirdiği gibi özelleştirme yoluna gitmeden kapısına kilit vurarak devre dışı bırakma kararı vereli aslında çok uzun zaman oluyor. Ve fakat tüm mücadele dinamikleri sendikal bürokrasinin ayaklarının altında kalıp atıllaştırılan işçi sınıfı, geldiği son noktada bıçak boğazına dayanırken direnç gösterip, sınıfsal dinamiklerinin farkına varıyor. Aslında TEKEL’de gelinen noktanın baş mimarı önceki uygulamalara ses çıkarmadan “acemiliğimize geldi” diyen sendika yönetimidir. Yoksa sendika direnişi örgütlemiş değildir; aksine işçiler sendikayı direnme noktasında örgütlemiş ve geçirilmek istendikleri 4-C statüsüne karşı mücadeleyi önlerine koymuşlardır.

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

YENİYOL Son Sayı

Avrupa Sosyal Forumu Gazetesi

Köstebek E-Bülten

http://sdyeniyol.org/kostebek1/kostebek.JPG

Yazın Yayıncılık'dan


 

Tarih ve Siyaset Sarkacında - Masis Kürkçügil
Otuz yıllık bir dönemde, siyasetten hareketle tarihe yönelen tartışmaların ürünü olan bu derlemede yer alan Cumhuriyet ve Sosyalizm, Altmışlarda Sosyalist Hareketin Oluşumu, Ermeni Meselesi, Milli Mücadele vb. gibi yazılar, esas olarak özetlenebilir. Dolayısıyla bunlar; bitmiş, tükenmiş, hallolmuş, öğrenilmiş bir tarihe ilişkin olmayıp, yeniden ve yeniden gündeme gelen, bugünü ve geleceği şekillendirmeye yönelik geçmişe ilişkin sorunları, aşağıdan, yeniliklerin umudunu yeşertecek bir kapının aralanmasına yönelik, siyasetle tarih arasındaki sarkaca tutunmaya çalışan yazılardır. Tabii önceleyen tarih değil siyasettir. Dolayısıyla vaki olanın yanı sıra öngörülebilecek olan, ihtimal dahilinde olabilecek olan da bugün ve gelecek için hesaba dahil edilmeye çalışılmıştır.

 

Althusser'e Karşı Marks İçin
Ernest Mandel, Michael Lowy, Daniel Bensaid
"Okuyacağınız denemelerin yazarlarının göstermek istedikleri tam da Althusser'in aşılması gerektiği ve bunun varoluşçu ya da bilimsel tüm çabaya düşman bir Marksizmin tuzağına düşmeden yapılabileceği. Yazarların savundukları bakış açıları her zaman tıpatıp aynı değil, ama girişimdeki derin birlik, çağımıza uyum sağlamış bir devrimci Marksizmin kendini kabul ettirmesi için müzadele etme ortak iradesinde yatıyor. Bunun için hepsi Troçkizmin ve IV. Enternasyonalin kazanımlarından güç alıyorlar. Bunu hazır reçetelere gereksinim duydukları için değil, böylelikle teorik ve politik dakikliği seçtiklerine ikna oldukları için yapıyorlar." -  Jean-Marie Vincent 

Marksist İktisat Teorisi: Çağdaş Kapitalizm ve Kriz
"Güncel krizin temel meselelerinden biri, modern bir antikapitalizmin gerek kuramsal, gerek siyasi açıdan yeniden inşasıdır. Bu krizin kapitalizmin bizatihi temelleriyle ilgili olduğunu ve kapitalizmin, bu sistemin temel toplumsal ilişkileri yeniden tartışma konusu yapılmaksızın içinden çıkılamayacak bir çıkmazda olduğunu göstermek söz konusudur. Mevcut konjonktürde, bu acil ve öncelikli bir görev halini almıştır:
Krizle birlikte, bir yandan barbarlıkla, diğer yandan toplumsal dönüşüm arasında zamana karşı bir yarış başlamıştır; artalanda ekolojik krizin yarattığı tehdit de eklendiğinde, bu seçim daha da hayati bir önem kazanmıştır."