|
Fransız İşçi Sınıfı, Emeklilik Yasasına Direniyor - Onur Danacı |
|
|
|
|
İktidara ilk geldiği günden beri 68 hareketlerinin kazanımlarından kurtulacağını ifade eden ve neo-liberalizmi açıkça siyasi ajanda olarak önüne koyan Sarkozy hükümeti, ekonomik kriz bahanesiyle Avrupa ve Dünya genelinde artan kapitalist saldırganlığa katılmaktan geri durmadı. Hükümet iktidara geldiğinden beri sağlık ve eğitim gibi pek çok alanda işçi sınıfının kazanımlarına saldırıda bulunmuş, pek çok ırkçı ve göçmen karşıtı uygulamayı devreye sokmuş, ama her birinde neredeyse eşit seviyede direnişle karşılaşmıştı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Tutumlar farklı, yanlışlar aynı - Hakan Tahmaz |
|
|
|
|
12 Eylül’de yapılacak referanduma, bir haftadan az bir zaman kaldı. Sol adına a söylenenlere ve yapılanlara baktığımızda bazı solcuların pusulalarını tamamen kaybettiklerini görüyoruz.
Belki de çoktan beri pusulasız oldukları açığa çıkmaya başladı. Ergenekon Soruşturmasıyla başlayan solun birbirini kemirme dönemi, bütün acımasızlığıyla referandum döneminde devam ediyor.
Bu noktada birinden çok farklı gibi görünen iki tutumdan bahsetmek istiyorum.
Birincisi bu hafta sonu evetçilere yapılan saldırılar. İkincisi ise, DSİP çevresinin politika ve tartışma yürütüş tarzı ve anlayışıdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
6-7 Eylül: Kendi Toprağında Rehine Olmak - Foti Benlisoy |
|
|
|
|
6/7 Eylül 1955 olaylarının üzerinden yarım asır geçti. Hadiselerin yıldönümünde bu konuya değinmek de yavaş yavaş bir gelenek halini almaya başladı. Hafıza-i beşerin balık hafızası ile rekabet halinde olduğu ülkemizde bu sevindirici bir durum elbette. Fakat her "geleneğin" yarattığı yeknesaklıktan biraz olsun kaçınabilmek amacıyla bu yazı, olayların tam bir tarihsel dökümünü vermeyi hedeflemiyor; meselenin bazı yönleri etrafında kimi düşünceleri ele alıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yeni Cinsel Radikalizm - Peter Drucker |
|
|
|
|
1990'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıktığından bu yana 'Queer' aktivizmi akımı, son yıllarda Batı Avrupa'yı da içine alacak biçimde, yavaş yavaş diğer ülkelere yayılıyor. LGBT hareketlerinde hakim olan eğilimin parlemento yoluyla hukuki reformlar yapmak olduğu onyıllarda, queer aktivizmi görünürlüğü, farklılığı, direk eylemliliği, hakim kültüre asimile olmayı reddi ve cinsel arzunun akıcılığını ve çeşitliliğini vurgulayan bir üçüncü dalga cinsel radikalizm (1) yarattı.
Queerin toplumsal kökenleri nedir? Bu akımın bir (gizli veya açık) cinsel özgürleşme vizyonu var mı? Varsa bu vizyon nedir? Feminizm, ırkçılık karşıtlığı, küresel adalet ve sosyalizm gibi diğer özgürleştirici projelerle ilişkisi nedir?
Ben bu sorulara kendi sosyalist ve LGBT aktivizmi 30 yıldır iç içe geçmiş bir sosyalist olarak yaklaşıyorum. Bir gey erkek olduğumu açıkladığım yıl olan 1978 aynı zamanda sosyalist sol içinde aktif olmaya başladığım yıldı, daha net söylemek gerekirse sosyalist-feminist solda. Bu iki şey o zaman aklımda ve yaşamımda birbiriyle yakından alakalıydı, hala da öyleler. Yani queer aktivizmine yönelttiğim sorular aslında bir sosyalist ve feminist gey erkeğin soruları.
|
|
Devamını oku...
|
|
Pakistan’da 12 milyondan fazla insan selden etkilendi, yardımlarınızı bekliyorlar |
|
|
|
|
Pakistan Emekçi Eğitim Vakfı, Pakistan Emek Partisi, Ulusal Sendikalar Federasyonu, Kadın İşçiler Yardım Hattı ve İlerici Gençlik Cephesinden oluşan Pakistan Labour Relief Kampanyası tarafından gönderilen yardım çağrısını aşağıda bulabilirsiniz.
Pakistan’daki insanlara yardım etmek için İşçi Yardım Kampanyası’na bağış yapın
 Pakistan tarihinin en korkunç seli ile karşı karşıya. Son üç haftadır yağan şiddetli yağmurlar ülkenin çeşitli yerlerinde sel baskınlarına neden oluyor. 12 milyondan fazla insan bugüne kadar sellerden etkilenmiş durumda. 650.000’den fazla ev yıkıldı ve tarlalardaki binlerce dönüm ekin sel sularının altında kaldı. Evler, büyük ve küçükbaş hayvanlar, evlerde bulunan malzemeler, giysiler, ayakkabılar, hepsi yok oldu. Köylüler içme suyu, yiyecek, yatacak bir yer ve giysiye ulaşamıyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar için yiyecek ve giyecek ihtiyacı çok acil. Temiz içme suyuna erişimin olmaması nedeniyle başta grip, ateşli hastalıklar, ishal ve kolera olmak üzere hastalıklar hızla yayılıyor.
Hükümetin sele yanıtı ise durumu daha da kötüleştiriyor. Hızlı davranmadıkları için onbinlerce insan yardım alamadı. 24 saatten daha sonra, çok az miktarda yiyecek paketi ile bölgeye çadır kurmaya geldiler. Yiyeceğe ihtiyacı olan insan sayısı ile gelen yiyecek arasındaki büyük boşluk, ümitsiz insanlar açısından durumu daha da büyük çatışmalara neden oluyor.
Medya organlarında çok az yer almasına karşın, Baloçistan’daki durum en az Kiber-Pakhtoonkhwa ve Batı ve Güney Pencap’taki kadar kötü. Ama tabii ki onlar da hükümetin öncelik listesi içinde değiller. Üstelik dünden itibaren yeniden başlayan yağmurlar Kiber-Pakhtoonkhwa’daki durumu daha da kötüleştiriyor.
Emekçi Eğitim Vakfı, Pakistan Emek Partisi, Ulusal Sendikalar Federasyonu, Kadın İşçiler Yardım Hattı ve İlerici Gençlik Cephesi, Lahor’da İşçiler İçin Sel Yardımı Kampı kurdu ve bugüne kadar 300.000 rupeden fazla yardım toplamayı başardı.
Pakistan’daki ve yurtdışında dostlarımızı Pakistan’a maddi desteğe ya da içme suyu, giyim, ayakkabı ve ilaç yardımında bulunmaya çağırıyoruz.
Yardımlarınız için;
Banka Hesabı Crédit lyonnais
Agence de la Croix-de-Chavaux (00525) 10 boulevard Chanzy 93100 Montreuil France ESSF, Hesap No: 445757C
Uluslararası Banka Hesabı Bilgileri : IBAN : FR85 3000 2005 2500 0044 5757 C12 BIC / SWIFT : CRLYFRPP _Account holder : ESSF
|
|
SOSYAL FORUMLAR NEREDEN NEREYE? İSTANBUL’UN ARDINDAN BİR BİLÂNÇO DENEMESİ - Umud K. Dalgıç - Fırat Genç |
|
|
|
|
Sosyal forumlar ve bu forumların parçası olduğu alternatif/karşıt küreselleşme hareketi, neoliberal saldırıların yılgınlığıyla geçen ‘yeni zamanların’ ardından, tekil direnişlerin yan yana gelip daha kapsamlı bir birlikteliğin arayışına giriştiği bir zemin olmayı başardı. 1990’ların ikinci yarısından bu yana gençliğin bir kuşağı bu hareket içerisinde radikalleşti; farklı toplumsal grupların tahayyül dünyasının üzerine çöken yenilgi bulutu tümüyle dağıtılmasa da küresel adalet hareketi sayesinde az çok aralanmış oldu. Bu tarifi zor hareket düşe kalka da olsa bugün artık bir tarihe sahip. Kazanımlarla, kayıplarla, duraklamalarla, hızlı koşularla geçen bu kısa tarihin geride nasıl bir bilânço bıraktığı ise halen cevaplanması gereken bir soru olarak karşımızda duruyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Avrupa'da Emekçilerden Piyasanın Egemenliğine Hayır! - Özlem Onaran |
|
|
|
|
(Bu yazı, 2005 yılının Haziran ayında yazıldı. Onaran yazısında Fransa ve Hollanda’da referandumla reddedilen Avrupa Anayasa taslağına ilişkin tartışmaları, anayasa taslağının içeriğini, radikal solun tutumunu ve referandum sürecinde hangi taleplerle va nasıl örgütlendiğini aktarıyor. 12 Eylül’de bir anayasa değişiklik paketinin referanduma sunulacağı Türkiye’de bu gibi uluslararası örnekleri tartışmanın sosyalist harekete pozisyon alırken bir arka plan sağlayacağı bilinciyle aradan geçen zamana karşın bu yazıyı yayımlamayı uygun bulduk. Türkiye sosyalist hareketinin bildik “biz bize benzeriz”ci tavrını bir kenara bırakıp anayasa tartışmalarına dair, elbette çok farklı boyutları olan, uluslararası örnekleri (Bolivya ve Venezüella’daki anayasa yapım süreçleri mesela) ele alması, mevcut kafa karışıklığını bir nebze olsun dağıtabilir.)
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Demokrasi ve AKP’nin 12 Eylül’ü - Yunus Sözen |
|
|
|
|
Bu yazıda önce AKP’nin anayasa yapım süreci ve değişikliklerinin 12 Eylül’ü derinleştirdiğini, sonra da bu değişiklikler geçerse ortaya çıkacak yapının dönüştürülmesinin neden çok zor olacağını açıklamaya çalışıyorum.
Dışlayıcı Anayasa Yapım Süreci
Anayasa yapım siyaseti iki sebepten daha eşitlikçi ve demokratik bir siyasal yapının oluşması için hayatidir (bu sürecin önemi Latin Amerikanın pek çok ülkesinde demokrasiye geçişten epey sonra yapılan katılımcı anayasa değişikliklerinden izlenebilir). Birincisi, anayasa yapımı katılımcı siyasetin işlediği bir süreç olursa çıkacak metin de daha demokratik olur (çünkü güçlü gruplar kendi doğrudan çıkarları dışındaki taleplere de yanıt vermek zorunda kalırlar). İkincisiyse, anayasa yapım sürecinin katılımcı olması her türlü demokratik ve eşitlikçi talebin seslendirilmesi/güçlenmesine ve demokrasinin siyasal bir oyun olmaktan çıkıp ekonomik ve toplumsal bir düzleme taşınabilmesine imkan tanır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Kemer Sıkma Politikalarına Karşı, Avrupa Direniş Koalisyonu İçin Çağrı |
|
|
|
|
İngiltere'de süren "Direniş Koalisyonu" (Coalition Of Resistance) kampanyası tarafından, Avrupa çapında uygulanmakta olan kemer sıkma politikalarına karşı, Avrupa çapında bir muhalefet örgütlenmesi amacıyla hazırlanan çağrıyı aşağıda bulabilirsiniz.
Finans piyasalarının direktifiyle Avrupa hükümetleri tarafından uygulanan kemer sıkma politikalarına karşı, Avrupa çapında aktif bir direniş hareketini örgütlemenin zamanıdır.
Avrupa hükümetleri 1930’lardan bu yana, kamusal harcamalardaki en acımasızca kesintileri yapmayı planlamaktadırlar. Bu kesintiler işlerimizi, ücretleri, emekli maaşlarını, sağlık, eğitim, ulaşım ve diğer hizmetleri harap ederek milyonlarca insanın yaşamını mahvedecektir.
Avrupa halklarına sosyal devletin çok cömert olması nedeniyle kesintilerin kaçınılmaz olduğu anlatılmaktadır. Bu bir saçmalıktan ibarettir. Sıradan insanlar bankerlerin hovardalığının ve bütün sistemin krizinin bedelini ödemek zorunda bırakılmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Anayasa Referandumunda Hukukilik/Yerindelik Denetimi Tartışmalarına Dair Bir Not - Ilgın ÖZKAYA |
|
|
|
|
Anayasa paketinin bizce en önemli maddesi kamu emekçilerinin sendikal hakları üzerine yapılması düşünülen değişiklik. Bu konuda her örgütlü kesimden güçlü birleşik mücadele çağrıları yükselmesini beklerken son günlerde okuduğumuz her üç yazıdan birinin anayasanın 125. maddesine yapılan yargı yerlerinde yerindelik denetimi yapılamayacağına dair ek ile ilgili olması pek şaşırtıcı ( belki de değil). Ancak madem bu konu bu denli heyecanlı bir tartışma yarattı tarihe bir not düşmenin biz ekolojistler açısından da önemi olması gerekir. Seçilen kavram setlerinin ideolojik bir tercih olduğu hatırlanacak olursa geriye dönüp referandum günleri hatırlamaya çalışanlar açısından bu konuda da yalnızca evet – hayır yazısı yazmak gibi bir niyetimiz olmadığı da anlaşılacaktır. Elbette konunun anayasa hukuku kadar hukuk felsefesi alanına giren yanları da var. Ancak konuyu bu denli geniş ele almak bu yazının haddi değil.
|
|
Devamını oku...
|
|
Masis Kürkçügil’le Referandum Üzerine Bir Akşam Sohbeti - Osman Akınhay |
|
|
|
|
Malum, önümüzdeki ay 12 Eylül’ün 30. yıldönümü. Aynı zamanda, artık o tarihi kimin denk getirmesiyle, tam bilinmiyor, AKP’nin hazırladığı anayasa paketinin referanduma sunulacağı tarih ve tarihin 12 Eylül olmasından hareketle, referandumda takınılacak tutumlar konusunda 12 Eylül’ün ayrı bir cepheleşme vasıtası haline getirilmesi, siyasetin doğası gereği.
Biz de “Mesele” dergisinde bu çerçevede bir dizi söyleşi yapıyoruz. Önümüzdeki ay başında yayınlanacak olan Eylül 2010 sayısında bu söyleşi ve yazıları okuyabilirsiniz. İşte, bu kişilerden biri Masis Kürkçügil. Kürkçügil, halihazırda ÖDP’nin içinde ve arkadaşlarıyla birlikte “Yeni Yol” dergisini çıkarıyor.
|
|
Devamını oku...
|
|
Nükleer Santraller, Kürt Sorunu ve Anayasa - Fevzi ÖZLÜER |
|
|
|
|
Akkuyu Nükleer Karşıtı Eylem Ardından
Türkiye’de nükleer karşıtı mücadelenin ana akımlarının yıllardır edindiği bir şiar vardır, bu şiar nükleer enerjinin kirli, pahalı olduğu ve bu enerjinin bağımlılığa yol açtığı, temiz ve yerli enerji kaynakları ile enerji ihtiyacının karşılanması gerektiği ve enerji nakil hatlarında bir iyileştirme ile bile nükleer enerjiye gereksinimimiz olmayacağıdır.
Bu söylem bugün de egemen nükleer karşıtı söylemi oluşturmaktadır. Ama nükleer karşıtı politikayı oluştururken, nükleer santrallerin hangi saiklerle yapılmaya çalışıldığını doğru okumalıyız. İkibinli yıllarla birlikte Türkiye’nin bölgede emperyal hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik politikaları egemenliğini perçinlemiş ve süreç, bölgesel savaşlarla karakterize olmuştur. Sermaye ve oligarşinin yeni yönelimi içinde nükleer santral politikasının ana akımını, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik bir zorunluluktan beslenmediğine yönelik iddiamız da buradan beslenir. Türkiye’nin nükleerle imtihanın ana akımını, bölgesel güç olma iddialarındaki saflaşmalar biçimlendirmektedir. Enerji ihtiyacı bu ana akımın olsa olsa bir halkasıdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bellekteki Boşluk ve 12 Eylül - Masis Kürkçügil |
|
|
|
|
Yakında otuzuncu yılını dolduracak olan 12 Eylül’e ilişkin kitaplar, programlar, tartışmalar belki de şimdiden tezgâhlara sürülmüştür. Daha dün 68’in kırkıncı yılı anıldı, mülakatlar yapıldı, kitaplar basıldı. Sonra herkes köşesine çekildi. Anmalar, polemikler arşivlerde zararsız tartışmalar klasörlerinde yerlerini aldılar. Belleklerde kalan da eski muharipler cemiyetindeki muhabetlerden ibaretti. Okunması elzem kitapların miktarına ve satışına bakılırsa ilginin hayli gelgeç, yüzeysel olduğu rahatlıkla söylenebilir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yüzyıl Biterken Dördüncü Enternasyonal’in Durumu - Paul Le Blanc |
|
|
|
|
Dördüncü Enternasyonal dünya çapında devrimci sosyalist bir örgüttür-bugün dünyada türünün tek örneğidir. 1930'lar boyunca devrimciler arasında uluslararası çapta bir hazırlık ve çalışma döneminin ardından, 1938'de resmen kuruldu, 2.Dünya Savaşı'nda ciddi biçimde yıprandı, Soğuk Savaş yılları boyunca sınandı ve bugün hâlâ yaşıyor. Tarihin şu anında en büyük sınavıyla karşı karşıya. Bu çalışmada onun kökenlerine değineceğiz, resmi program ve yapısına göz atacağız ve sonra Dördüncü Enternasyonal'in 20. yüzyılın sonunda açığa çıkan gelişmelerce mücadeleye çekilen tarihsel yönelişini tartışacağız.
|
|
Devamını oku...
|
|